Çocuk olmanın da bir raconu var

1980’lerde çocuk olanlar bilir; Çiçek Kız adlı çizgi filmin kahramanı olan kız, konuşabilen kedisi ve köpeğiyle gezer durur, yedi renkli çiçeği arardı. Daha sonra hayatımıza Clémentine, Nils ve Uçan Kaz, Uzun Çoraplı Pippi gibi başka “gezginler” de girdi. Çocuk aklımızla bizi büyüleyen onca macera iyiydi de aslında bize ne kadar da siyah-beyaz bir dünya sunuluyordu. İyiler her kurala uyar, “cici çocuk” olurlardı. Kötüler ise hep kötüydü. Bazı çizgi filmlerin ya da çocuk filmlerinin sonunda kötülerin iyi oluverdiği de görülürdü ama bu iyilik de katıksızdı.

Ve işte bu da Tom Sawyer ile Huckleberry Finn’in kalbimizdeki yerinin neden böylesine farklı olduğunu açıklıyordu. Bu iki afacan, boylarından büyük işlere kalkışıyor, haşarılık ederken bir yandan da arkadaşlığın tanımını yapıyor, hayata bakışımıza “format atıyordu”. Çocuk olmanın da bir “raconu” vardı.

Kelime Yayınları’ndan çıkan Çalısüpürgesi’nin Muhteşem Maceraları dizisinde işte bu “racon”un tadını uzun zaman sonra yeniden aldım. Almanya’da çok popüler olan Wummelies Wunderbare Welt dizisi, Türkçeye “Çalısüpürgesi” olarak çevrilmiş. 5 kitaplık dizinin ilk iki kitabı raflarda…

Dizinin baş kahramanı olan Çalısüpürgesi, “nehir insanları” topluluğunun bir üyesi. Yüzen eviyle nehir nehir dolaşarak ailesini arıyor. Bu yolculukta en büyük yardımcıları ise keçisi Vanilya ve tavuğu Çilli. Nehir insanları, çocuklarını kendi başlarının çaresine bakacak şekilde yetiştirdiği için Çalısüpürgesi hayatını rahatça sürdürebiliyor. Hem onun ayakkabı, tarak, her gün için ayrı kıyafet, ödev, sınav gibi dertleri de yok. Bunları dert eden çocukları da hiç anlamıyor. Hayat o kadar güzel bir öğretmen, doğa o kadar zengin bir kaynak ki bunları görmemek için kör olmak lazım herhâlde!

Önemli Olan “Ruh Kardeşliği”

Kan kardeşliği, tükürük kardeşliği, oyun kardeşliği… Bunları geçiniz! Ruh kardeşliğinden daha değerli bir kardeşlik yok. Çünkü ruh kardeşleri her nereye giderlerse gitsinler kardeşlikleri devam eder. Çalısüpürgesi, Nehir Böcüğü adlı ilk macerasında karşılaştığı Stella ve Luna’ya işte bunu öğretiyor. Ama ruh kardeşi olmak o kadar da kolay değil: Kızlar üç gün boyunca pek çok sınavı geçmek zorunda. Bu sınavlar yazılı ya da sözlü değil. Pek fazla fiziksel güç de gerektirmiyor. Ama sevgi, anlayış, fedakârlık şart. Ve tabii eğlence!

Her ne kadar Çalısüpürgesi bol bol kahkaha atan, neşeli bir nehir kızı olsa da kimi zaman düşünceleri ve kaygıları çok derinleşebiliyor: “Bazen hayat çok tuhaf olabiliyor. Ben annemle babamı arıyorum, siz ise kendi anne babalarınızdan kaçıyorsunuz. Kıvırcık saçlı insanlar düz saçları olsun istiyorlar, düz saçlılar da ne pahasına olursa olsun kıvırcık saçlara sahip olmayı. Çocuklar yetişkin olmak istiyor, yetişkinler çocuk. Ne biçim bir dünya bu?”

Kimler Gerçekten Kördür?

Çalısüpürgesi’nin ikinci macerasının adı Tavukla Bedava Uçuş. Afacan Çalısüpürgesi, dışarıya çıkma izni olmadığı için tüm gününü karanlık odasında geçirmek zorunda olan Marlen ile tanışıyor. Marlen kör. Ama aslında babası ondan da kör! Çünkü Marlen’in kendi başının çaresine bakamayacağını sanıyor. Tabii ki Çalısüpürgesi farklı düşünüyor. Marlen, Çalısüpürgesi’nin desteğiyle dışarıda yepyeni bir dünyayla tanışıyor. Ve babası da yepyeni, sağlıklı, mutlu bir Marlen’le…

“Bizim gibi nehir insanlarının arasında bir hikâye anlatıcısı her zaman bulunur. Bu kişi hikâyeler arar, onları bulup bir araya getirir ve anlatarak başkalarına aktarır,” diyor Çalısüpürgesi ve hikâyelerini anlatarak üstüne düşeni yapıyor. Sıra bizde!

Radikal Kitap, Kasım 2013